|
ECZANELER
|
|
Nöbetçi eczaneler ve adresleri
|
|
ADLİ TIP
|

Adli tıpla ilgili bilmeniz gerekenler: Haklarınız ve Sorumluluklarınız
|
|
|
| YAGLAR:
HATALAR VE ÖNYARGILAR |
Teknolojik yenilikler ve reklam kampanyaları, yağların
besleyici özellikleri konusunda önemli kavram kargaşaları-
nın oluşmasına yol açmıştır. Uzmanlar "yağdan yağa
fark olduğunu" ve her yağın sağlık açısından tehlike
oluşturmadığını, bununla birlikte tümünün estetik görünümü
korumak açısından dikkatle kullanılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Tüketicinin doymuş, tek çıft bağlı doymamış ve çok çıft
bağlı doymamış yağlar arasındaki farkları bilmesi önemlidir.
Kalp-damar hastalıklan dünyanın her yerinde, yaşam standardı
yüksek toplumlarda erken yaştaki ölümlerin en önemli nedenini
oluştururken, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi başka
hastalıklara neden olabilen bozuklukların sıklığında da
artış gözlenmektedir. Yüksek yaşam standardına sahip toplumlarda
egzersiz yapılmaması, aşırı sigara kullanılması, yüksek
tansiyon, iş yerindeki rekabet ortamının yarattığı stres
ve çevredeki zehirli maddelerin vücutta birikmesi gibi
nedenler yanlış beslenmenin yarattığı olumsuzluklarla
birleştiğinde kalp-damar sistemi hastalıklannın görülme
sıklığında artışa neden olmaktadır.
Damar sertliği beslenme alışkanlıklanyla doğrudan ilgilidir
ve kalp-damar sistemi hastalıklarının başlıca nedenini
oluşturur. İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan kitlesel
deneyler sonucunda, kandaki lipitlerin nitelik ve niceliğinin
doğrudan damar sertliği oluşumuyla ilgili olduğu görülmüştür.
Alınan yağın türü ve özellikle de o yağın içerdiği doymuş
ve çok çift bağlı doymamış yağ asitlerinin besinlerdeki
oranı, kandaki lipitlerin türünü ve düzeyini etkiler;
bu nedenle damar sertliği oluşumu ve bunun ortaya çıkardığı
komplikasyonlar ile doğrudan ilişkilidir. Şişmanlık, yüksek
tansiyona ve erişkin tipi şeker hastalığına yol açtığından
kalp-damar hastalığı açısından bir risk etkeni olarak
değerlendirilmektedir. Şeker hastalığının en erken evrelerinde
bile damarlarda yapısal düzensizliklere sıklıkla rastlanır.
LİPİT NEDİR
Lipitler ister bitkisel kaynaklı (sıvı yağ ve margarinler),
ister hayvansal kaynakli (tereyağı, içyağı, kuyrukyağı)
olsun büyük oranda trigliserit kanşımından oluşur. Kimyasal
açıdan yağ asitleri taşıdıkları karbon atomlarının birbiriyle
kurdukları bağların özelliğine göre doymuş, doymamış ya
da çok çift bağlı doymamış olabilir. Ayrıca, yağ, sıvı
yağ ve lipit terimleri sıkhkla birbirinin yerine kullanılır.
Oysa, normal sıcaklıkta katı halde olan lipitler "yağ"
olarak, sıvı halde olanlar "sıvı yağ" olarak
tanımlanmalıdır.
Lipitler insanın toplam vücut ağırlığının yaklaşık yüzde
l5'ini oluşturur; bu yüzden, özellikle kişinin beslenme
alışkanlıklarıyla değişkenlik gösterir. Vücutta lipitler
hücre zarmda yapı taşı olarak görev yapmalannın yani sıra
yucut ısısının ayarlanmasında ve enerji depolannın oluşturulmasında
önemli görev alır. Çünkü yağ, kimyasal olarak enerji depolamamn
en ekonomik ve en az yer kaplayan biçimidir. Bir insanm
yağ dokusunun depoladığı toplam enerji miktarı başka biçimde
depolanmak istenirse çok daha fazla yer tutacaktır; bu
ve başka nedenlerle bu depo enerjinin korunması için de
daha fazla enerji harcanacaktır. 1 gr lipit 9 kcal (kilokalori)
enerji açığa çıkarır.
Besinlerde bulunan lipitler yağ asit-
lerinin kaynağını oluşturur, bunlardan bazıları insan
vücudunda üretilemeyen temel yağ asitlerini içerir. Yağ
asitleri hücre zannm geçirgenliğine katkıda bulunarak
vücut için gerekli olan bazı maddelerin dışarıdan hücre
içine girmesine olanak verir; bunun gibi, yağda eriyen
vitaminlerin (A, D, E, K) bağırsaktan emilmesini sağlar.
Aynca, yağlı maddeler yüksek bir doymuşluk düzeyine sahip
olduğundan ve öteki besin maddelerine oranla midede daha
uzun süre kalabildiğinden daha fazla doygunluk duygusu
verir. Yağlar değişik bir tat vererek yiyeceklerin daha
lezzetli olmasını ve böylece daha iştahla yenmesini sağlar.
Az miktarda lipit ve tatlandırıcı içeren besinler daha
az iştahla tüketilir.
Yağ dokusu büyük oranda trigliseritlerden oluşur ve insan
vücudunun en önemli enerji deposunu oluşturur. Yağ dokusu,
başlıca görevi yedek lipit depolamak olan yağ hücrelerinden
oluşur. Sıçanlarda yapılan en son çalışmalar, yağ hücrelerinin
sayısının doğumdan hemen sonra alınan besinlerle yakından
ilişkili olduğunu göstermiştir. Şişmanlık, aşırı yağ birikimi
nedeniyle yağ hücrelerinin içerdiği trigliserit miktarının
artmasıyla ya da yağ hücrelerinin sayısının artmasıyla
oluşur. Amiııoasit ya da proteinlerin trigli~eritler gibi
depolanmadığı unutulmamalıdır. Kişinin tükettiği enerji
miktarından daha fazla besin alındığında bunlar yağa dönüştürülerek
depolanır. Ama karaciğer ilk önce kendi glikojen depolannı
doldurur ve bu glikojen deposu kullanıma hemen hazır olan
bir enerji kaynağıdır. Hiç gıda alınmadığında bir yandan
bu glikojenden koparılan glikoz molekülleri kana verilir,
öbür yandan gıda alımının uzun sürmesiyle "yağ eritmekten"
sorumlu enzimler bireşimlenir. Bu enzimler glikojen depolarının
tükenmemesi için yağ dokusuna yönelerek buradan enerji
kaynağı olan trigliseritlerin serbest kalmasını sağlar.
Böylelikle glikojen "hızlı" enerji deposu, yağ
dokusu da "yavaş" ama miktarca daha fazla bir
enerji deposu görevi yapar.
Lipitler hücrenin temel yapısında yer alır ve yapısal
özelliklerinin oluşmasına katkıda bulunur. Bu özelliğe
sahip lipitlerden en önemlileri fosfolipitler ve kolesteroldür.
BESİN GEREKSİNİMİ VE BESİN KAYNAKLARI
Yiyeceklerdeki toplam lıpıt mıktan gunilik kalori miktarının
yüzde 25-40'ını oluşturmalı ve ideal olarak bu oran yüz-
de 28-30 olmalıdır. Bu da vücut kilosu başına 1-1,2 gram
lipite eşdeğerdir. Alınan besinlerdeki lipitlerin içinde
yeterli oranda temel yağ asiti bulunmalıdır. Temel yağ
asitlerinden en önemlisi olan linoleik asitin toplam yağ
asitleri-ne oranı yüzde 5'ten az, yüzde 40'tan çok olmamalıdır.
Ayrıca farklı gruptaki yağ asitleri arasındaki oranın
da belirlenmesi gerekir; alınan yağ asitlerinin l/3'ü
doymuş, 1/3'ü tek çift bağlı doymamış, l/3'ü de çok çift
bağlı doymamış olmalıdır.
Bazı poli doymamış yağ asitlerinin de aşırı miktarda alınmaması
gerekir. Bir yemekteki yağ asiti miktarı değerlendirilirken
ana besindeki lipitlerle katkı maddesi olarak alınan lipitler
birbirinden ayırt edilmelidir. İdeal olarak görülen (katkı
maddesi olarak kullanılan) lipitlerin yüzde 70, görünmeyen
(besinlerin içinde bulunan) lipitlerin ise yüzde 30 oranında
olması gerekir. Sıvı yağların ve görünen yağların normal
besindeki toplam yağ miktannın yüzde 40'ını oluşturduğu
hesaplanmıştır. Geri kalanlar (görünmeyen yağlar) yüzde
32 sığır etinden, yüzde 13 süt ve süt ürünlerinden, yüzde
3 tereyağından, yüzde 3 yumurtadan, yüzde 3 kümes hayvanlanndan,
yüzde 1 balıktan ve yüzde 1 meyve, sebze ve tahıllardan
sağlanır.
DİYET UYGULANMASI GEREKEN DURUMLAR
Uzmanlar besinsel etkenler ve kalp-damar hastalıkları
açısından çok çift bağlı doymamış yağ asitlerinin daha
fazla alınması ve doymuş yağ asitleri oranına getirilmesi
gereğini savunur. Az kalori içeren diyetler hem vücut
ağırlığını hem de kandaki kolesterol, trigliserit ve insülin
düzeyini belirgin olarak azaltır; böylece, erişkin tipi
şeker hastalığının gelişmesi büyük oranda önlenebilir.
Ne var ki, aşırı kilo, şeker hastalığı, damar sertliği
gibi hastalıkların sık görüldüğü grupların, beslenme alışkanlıkları
açısından günlük kalori miktanndaki lipit oranını yüzde
30'un altına düşürebilmesi oldukça güçtür. Ayrıca, tüketilen
besinlerdeki görünmeyen yağlann büyük bir bölümü doymuştur;
bu nedenle çok çift bağlı doymamış yağ asitlerinin görünen
yağlardan karşılanması gerekir. Dolayısıyla, damar sertliğini
önlemek için geliştirilen diyetlerde ideal vücut ağırlığını
konımak için gerekli enerjiyi içeren bir besinin içindeki
yağ miktarı tüm enerjinin yüzde 30-35'ini karşılamalı,
doymuş yağ asitleri ile çok çift bağlı doymamış yağ asitleri
arasındaki oran da en azından 1:1 olmalıdır. Doymuş yağ
asitleri ile doymamış yağ asitleri arasındaki oranın diyetlerin
çoğunda 1:1 olması nedeniyle, alınması gereken çok çift
bağlı doymamış yağ asiti miktarının toplam yağ asiti miktarının
l/3ünü ya da toplam kalori miktarının yüzde 10-12'sini
oluşturması gerekir. Ayrıca bu tip diyetlerde rafine şeker
ve alkol miktarı düşük olmalı, kolesterol içeriği de 300
mg'den az olmalıdır. Beslenme konusunda yapılan araştırmalar,
yağlı besinlerin tüketimi konusundaki önyargı ve alışkanlıkların
da değişmesine neden olmuştur.
Doğru beslenebilmek ve reklamların çekiciliğine kapılmamak
için yağlann beslenme açısından gerçek değerinin tam olarak
bilinmesi gerekmektedir.
SÜT
Yeni doğan bebeğin yaşamının ilk dönemlerinde yalnızca
sütle beslenmesi,bu maddenin vücudun bütün gereksinimlerini
karşılayabilecek nitelikte olduğunu göstermektedir. 100
mI inek sütünün içerdiği yağ oranı yaklaşık yüzde 3,S'tir.
Bu miktar ineğin cinsine göre değişebilir. Sütteki yağlar
daha fazla trigliserit içerir.
Pastörize süt çoğu zaman içilmeden önce kaynatılır; oysa
kaynatılan süt bütün C vitamini ve enzimlerini yitirir,
kazeinin yapısı bozunur ve sütteki kalsiyum tuzlan çökerek
vücut tarafindan kullanılamaz hale gelir.
Tereyağı 250
Tam bitkisel rnargarin 0
2/3 hayvansal, 1/3 bitkisel
yağ içeren margarin 50
Besinler
Süt kaymağı (lipit içeriği yüzde 12)
43
Tam yağlı süt 14
Yağsız süt 2
Yağlı peynir 100
Yağsız peynir 92
Mayonez 70
Beyin 2.000
Yumurta Sansı 1.500
Yumurta akı 0
Tam yumurta 550
Balık yumurtası 300
Karaciğer 300
Böbrek 300
Yürek 150
Istakoz 125
Balıklar 70
Kuzu eti 70
Koyun eti 65
Danaeti 90
Sığır eti 70
Tavuk eti 60
Yağlı maddelerle ilgili en sık yapılan yanlışlar
o Çoğu kişi tereyağının zor sindirildiğini
düşünür, bu nedenle bu maddeyi günlük besinlerinden tümüyle
çıkararak yerine margarin ya da başka yağlan kullanır.
Oysa, taze tereyağı pişmiş ya da kaynatılmamışsa kolayca
sindirilebilir.
o Reklamlann bazılarında
inandınlmak istenen "hafif" sıvı yağ ya da "hafif'
katı yağ diye bir şey yoktur. Bütün yağların 1 gramında
9 kcal vardır; bu yüzden ancak su içeriği fazla olan yağlann
daha az kalori verdiği söylenebilir.
o Bütün yağlarm besin değeri aynı değildir.
Hidrojenlenmemiş bitkisel yağlar (sıvı yağlar), bitkisel
ya da hayvansal yağlara oranla çok miktarda temel yağ
asiti içerir ve bu yüzden besin değerleri daha fazladır.
o Yağın sıcak, çiğ ya da
kızartma olarak kullanılması aynı etkiyi göstermez; her
yağ en iyi biçimde kullanılmalıdır. Çok miktarda çok çift
bağlı doymamış yağ asiti içeren yağlar Çiğ kullanılmalıdır;
öte yandan doymuş yağ asitlennce zengin olanlar (çiğ olarak
kullanılması gereken tereyağı dışında) sıcağa iyi dayanır.
Doymuş ve doymamış yağ asitlerini dengeli olarak içeren
yağlar (zeytinyağı, yerfıstığı yağı, bazı margarinler)
hem çiğ, hem de sıcak olarak kullanılabilir.
|
|
|
|
|
|
BESLENME
|
|

Dengeli beslenme ve çeşitli hastalıklarda uygun diyetler
|
|
KADIN SAĞLIĞI
|

Kadın sağlığı,
kadın hastalıkları...
|
|